Hiçbir kurum ya da kuruluşta mimarlık üzerine eğitim almamış olan Frank Lloyd Wright kimilerine göre dünya üzerinde gelmiş geçmiş en iyi mimardır. Frank Lloyd Wright’ın 70 yılı aşkın süredir üretken bir kariyeri ile 19. yüzyılın ortalarına ve 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanıyor. Ülke çapında çeşitli bina tipleri tasarladı, ancak Chicago haklı olarak Wright’ı içlerinden biri olarak iddia ediyor. O burada mimarlık pratiğine başladı, mimariyle ilgili çığır açan teoriler oluşturdu, devrimci evler tasarladı ve “sevgili efendisi” Louis Sullivan‘dan öğrendi. İç ve dış mekan tasarımlarındaki başarısı ile göze çarpmıştır.
“Tertemiz kağıttan daha tatmin edici bir şey var mıdır? Renkli kağıt ve dokuların arasında eşlemeler yapmak ve “stock” için seçimler üretmek…”
Genç bir Wright, Oditoryum Binası’nı tasarlamakla meşgul olan Adler & Sullivan firmasıyla bir işe başlamadan önce mimar Joseph Silsbee için çalıştı. Wright meşhur egosuna rağmen, Louis Sullivan’ın kendi işinde sahip olduğu önemli etkiyi kabul ederdi. Wright, Sullivan’ın sıvı organik esinli süslemesinden öğrendi ve sonrasında doğadan esinlenerek kendi geometrik tasarımlarını geliştirdi.

Wright, çoğunlukla 1900 ile 1920 yılları arasında tasarladığı düzinelerce Prairie Stil evi ile tanınır. Onları “şehir erkeğinin kırlarda evi” olarak tanımlamıştır. Onlar, dönemin popüler Viktorya döneminden kalma evlerinden radikal bir şekilde farklıydı ve Kentsel huzursuzluk döneminde ortanın üst sınııf ev sahiplerinin ilgisini çekti. Yerel doğal manzaraya sıkı sıkıya bağlı, güvenli, özel ve korunaklı bir alan sağlayarak, bu evlerin “insan, doğa ve mimari” olarak birleştiğine inanıyordu.


Doğal manzaralı yapılar ve organik konseptli yapılar Frank Lloyd Wright‘ın adını büyütmüştür. New York’taki The Guggenheim Müzesi, Mill Run Pennsylvania’daki Fallingwater Residence, Arizona’daki Wright’ın evi ve stüdyosu Frank Lloyd Wright‘ın en bilinen eserleridir.
F.L Wright’ ın eserlerinde gördüğümüz organik mimari yazısı için tıklayın.







